Ana Menü
















DÜNDAR TAŞER'İ ANIYORUZ PDF Yazdır e-Posta
operator1 tarafından yazıldı.   
Salı, 13 Haziran 2017 06:38

Büyük Türk milliyetçisi, dava adamı ve gönül eri Dündar TAŞER 13 Haziran 1972 tarihinde 45 yıl önce aramızdan ayrılmıştı. Ölümünün yıl dönümünde bu büyük dava insanını ÜLKÜTEK olarak rahmetle anıyoruz.

Türk-İslam Ülküsü ‘nün örnek bir şahsiyeti, yılmaz bir savaşçısıydı. Milletinin derin ve saf kültürü ile mücehhez, insan sevgisiyle dopdolu, asil davranışlarıyla, efendiliği ve engin kültürüyle, bilge bir dava adamıydı. İslam'a, Türklüğe, Türk'ün teşkilatçılığına ve büyük devlet kurma hassasiyetine hayran, keskin görüşlü, kıvrak zekâlı büyük bir Türk milliyetçisiydi. Geniş tarih bilgisi, milletine olan inanç ve güveniyle meselelere fevkalade isabetli teşhisler koymuş, çözümü yine milletinde bulmuştu. Müstesna şahsiyetiyle davasını yaşayan yılmaz bir mücadele adamı olarak, Ülkücü Hareket'in şerefli mazisi ve mücadele geleneğinde önde gelen isimlerden biri olarak hak ettiği yeri almıştır.

Dündar Taşer 1925 yılında Gaziantep'te doğdu. Köklü ve gelenekli bir aileye mensuptur. Aile ve aile çevresinde köklü ve derin bir Türk terbiyesi almış. Çocukluk ve okul yıllarını burada geçirmiştir. Ailesinin desteği ve kendi isteği ile Kara Harp Okuluna girmiş, bu okulun tank sınıfından teğmen olarak mezun olup ordu saflarına katılmıştır. Bilahare kurmay subay imtihanını başarı ile vererek kurmay olmuştur. Ordu saflarında başarı ile hizmet vererek kurmay tank binbaşılığına kadar yükselmiştir.

İlk gençlik yıllarından beri milliyetçi ruha ve aksiyona sahiptir. 3 Mayıs 1944 Olaylarında Türk milliyetçilerine karşı düzenlenen "Haçlı Seferi'nde" Atsız ve arkadaşlarının tabutluklarda, hücrelerde işkencelerden geçirilip, zindanlara atıldığı tek parti döneminin faşist diktatörlüğünde baskılara ve zulümlere kargı çıktığı için Harp Okulununda okuyan birçok genç Türkçü gibi, soruşturmaya maruz kalan kişilerden biri olmuştur.

Taşer ismini, kamuoyu ilk defa 27 Mayıs Hareketiyle birlikte duydu. Hiç beyanat vermediği, kendini tanıtıcı faaliyet göstermediği için baklanda bilinenler çok azdır. Onun hayat çizgisini takip edenler ağırbaşlı, mütevazı, zamanında konuşan ve davanın en çok kendisine ihtiyacı olan mevkilerinde yer alan sabırlı, metin ve cesur üslubuyla, Bozkurtların Böğü Alp'ini hatırlar. Taşer'in Ömrü "Taş yerinde ağırdır" sözünün tefsiri gibidir.

27 Mayıs Darbesinden vefatına kadar fikir birliği, kader birliği yaptığı Alparslan Türkeş'le birlikte olmuştur. Bu darbeye katılmasının sebebi ise, ülkenin içinde bulunduğu bunalım ve kaçınılmaz bir şekilde geliyorum sinyalleri veren askeri bir darbede ülke yönetimini CHP yanlısı İnönü taraftarı güçlere ve zihniyete yönetimi bırakmamaktı. Türkeş'le beraber ihtilal komitesinin içinde yer alarak CHP yanlısı güçlerin iktidar oyunlarını bir süre bozdular. Fakat daha sonra ihtilal komitesi içerisinde yer alan MBK üyeleri arasında komitacı oyunlar başlayacaktı.

Komite içerisindeki 13 Kasım Darbesi'yle, sürgüne gönderilen 14 kişinin içerisindeydi.

13 Kasım hadisesi onu çok üzdü. Bu hadiseyi hayatı boyunca hoş görmedi. Sürgün yıllarını Fas'ta geçirdi.

Taşer, iki yıl süren sürgün hayatından sonra yurda dönüşlerin serbest bırakılmasıyla, 1963 yılında, çok sevdiği vatanına ve toprağına kavuşacaktı. Onun gerçek değeri, yurda döndükten sonra yer alacağı siyasi hayatta çok çabuk fark edilecekti.

1965 yılında Alparslan Türkeş, Muzaffer Özdağ, Ahmet Er, Numan Esin, Rıfat Baykal gibi darbede yer alan, birlikte sürgüne gittikleri arkadaşlarıyla, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinde( CKMP) siyasi hayata girdi. CKMP'nin 30-31 Temmuz 1965 tarihlerinde yapılan kurultayında, partinin GİK üyeliğine seçildi. 1967 Kurultayı'ndan sonra Genel Bask Yardımcılığı görevine getirildi. Partide Türkeş'ten sonra gelen ikinci isimdi. CKMP'nin yeni döneminde fikri ve siyasi gelişiminde çok büyük hizmeti emeği vardır. Gecesini gündüzüne katarak, partinin Anadolu'da kök salmasın da, Milliyetçi Hareket Bayrağının bir uçtan bir uca dalgalanmasında daima önde koşanlardandı.

Taşer 1965'de Gaziantep’ten milletvekili adayı, 2 Haziran 1968 seçimlerinde senatör adayı 1969 Genel Seçimlerinde İstanbul'dan milletvekili adayı oldu. İstanbul'daki adaylığında seçimi çok az bir farkla kaybetti. Taşer siyaseti bir gaye olarak değil, milletine ülkesine hizmet yolunda bir araç olarak görürdü. Siyasette dürüstlüğü, erdemliliği şiar edinmiş gerçek bir dava adamıydı. Politik hayatta Taşer, fazileti, inancı ve fedakârlığı, sevgiyi, tevazu ve ülkücülüğü temsil etmiştir. Siyasi arenadaki dostları da muarızları da onun engin tarih, kültür, siyaset bilgisine ve zekâsına hayrandılar. Onun yapmış olduğu tespitler ve değerlendirmeler bütün kesimler tarafından dikkate alınırdı.

1970'ler Türkiye'sine baktığımızda onun yapmış olduğu tahlillerin ve tespitlerin ne kadar doğru olduğunu bugün bile görüyoruz. Meseleleri ele alırken kendine mahsus, sağlam ve rahat bir üsluba sahipti. Milliyetçi Hareket'in sözcülüğünü yapan Milli Hareket ve daha sonra yayına başlayacak olan Devlet Gazetesinde yazmış olduğu başyazılar ve parti sözcüsü olarak beyan ettiği ülke ve dünya meseleleriyle ilgili görüşler, hareketin ideolojik çizgisine de yön verirdi.

1967-1968 yılları arasında kurulmaya başlayan Genç Ülkücüler ve Ülkü Ocakları'nın kurdurulmasında ve eğitiminde önemli görevler ifa etmiştir. Milliyetçi Hareket ve milliyetçi gençliği parçalanmışlıktan, bölünmüşlükten kurtararak, onun birleşik millî bir güç haline gelmesinde oynadığı rol MHP hareketi içinde önemli yer tutmaktadır.

İlk gençlik hareketlerinin başladığı yıllar içerisinde, onun en önemli özelliklerinden biri, gençliği millî, manevî değerlerle yetiştirecek, onları her türlü anarşist, materyalist düşüncelerden koruyacak bir teşkilatın nasıl kurulacağını bir tarihçi, sosyolog ve psikolog gibi düşünmesiydi.

Kendini bir siyasi parti yöneticisinden çok, mefkûre insanı olarak görüyordu. Gençliğin siyasi kadroların programlan etrafında değil, fikirler ve ülküler etrafında toplanması gerektiğini düşünüyordu. Bu yüzden gençlik çalışmalarını parti çalışmalarından hep ayrı tutmuştur.

ÜLKÜTEK’ in 2013 yılında düzenlediği Cuma sohbetinde Rahmetli Nevzat KÖSEOĞLU Galip ERDEM’ İ anlatırken Dündar TAŞERLE ilgili aşağıdaki anıyı da paylaşmıştı:

“Bir seçimden çıkmıştık, ne kadar gerçekçi olursak olalım seçimlerde hep umutlanır Miletlimizden çok fazla şey beklerdik. Tabi sonuç beklediğimiz gibi olmuyordu. Yine böyle bir rakamsal mağlubiyetin ardından herkesin yüzü düşmüştü. Millete sitem ediyordu. Genel Başkan Alparslan Türkeş herkesin seçim sonuçlarını değerlendirmesini istedi. Herkesin lafı bittikten sonra “Arkadaşlar yarından itibaren çalışmaya daha şevkle başlıyoruz” derdi. Seçimlerden sonra üç kişi yıkılmazdı. Azim ve umudunu kaybetmezdi. Bunlar, Rahmetli Alparslan Türkeş, Dündar Taşer ve Galip Erdemdi. Bunlar Milletine laf söyletmezdi. “Milletin bir bildiği var, gelecek seçimlere bakalım. Millete kendimizi daha iyi anlatalım “derlerdi.

Bu konuda Dündar TAŞERİN bir anısını anlatmadan geçemeyeceğim. Dündar Taşer bir seçim sonrası İstanbul’da bulunuyordu. Seçimlerde partinin senatör adayı ünlü birisi seçimlerde az oy alıyor. Herkes burnundan soluyor. Dündar Taşer partiye geliyor, İçeriden sesler geliyor. Senatör adayı millete verip veriştiriyor. Taşer içeriye giriyor ve gençlere dönerek.” Bu adamı dışarı atın ve bir daha partinin kapısından içeriye sokmayın” diye söylüyor. Sonra gençlere dönerek “biz millete gerçekleri ve kendimizi anlatamadık. Bizim kültürümüzde bir söz vardır. Ayağın taşa takılınca taşa değil kendi içine bak denilir” diye söyleyerek gençlere Millete güvenlerini kaybetmemelerini. Millete güvenin geleceğe güven olduğunu, Türk Milletinin asil olduğunu, seçim sonuçlarına ve oy oranına bakıp gelecekten umudu kesmenin yanlış ve yararsız olduğunu gençlere anlatıyor.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Dündar Taşer, 13 Haziran 1972 gecesi bir trafik kazası sonucunda ebedi âleme göç etti. Geri manevra yapan ekmek kamyonunun arkasından çarpmasıyla ağır bir şekilde yaralanan Taşer, kaldırıldığı Numune Hastanesinde bütün çabalara rağmen kurtarılamamıştı. Acı haber kısa zamanda tüm Türkiye'ye ulaştı.

Cenazesi 15 Haziran 1972 Perşembe günü Hacı Bayram Camii'nde kaldırıldı.

Ruhu Şad, Mekânı Cennet Olsun.

 

 

 
bayrak2.gif

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Anket

Sitemizin son hali hakkındaki görüşünüz:
 

Free template 'Feel Free' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!